Köşe Yazıları
Bilal OKUDAN

Bilal OKUDAN

İRAN ve TÜRKİYE

25 Aralık 2016 Pazar 00:01 İRAN ve TÜRKİYE
(ŞİA değil CIA)

Uzun yıllar İran'ı Türk boyları yönetmişlerdir. Bugün Türkiye'de pek çok insan İran'la savaşalım derken 40 milyon Türkmen ile savaşacağını maalesef bilmiyorlar. 
    İran'ı özellikle 1501 yılından 1925 yılına kadar Türkmen boylarının yönettiğini kaçımız biliyoruz.
   Bu devletlere kısaca bir göz atalım.
1- Safevi Devleti:
Sekiz Türkmen Boyunun Şah İsmail önderliğinde birleşmesiyle kurulmuş olup Afganlılar tarafından 1736 yılında yıkılmıştır.
Özellikle Şii'liğin kurumsal hale gelmesi bu devlet zamaninda olmuştur. 
2- Afşar Hanedanı:
1736 da İran'ı ele geçiren Nadir Şah tarafından kurulmuştur.  Sunniliğe yakın bir politika izlemiştir. 1747 yılında  Nadir Sah'in ölümüyle dağılmıştır. 1796 yılında tarih sayfalarından silinmiştir.
3- Kaçar Hanedani:
Safevi Devletinin kurulmasında katkıları olmuştur. Nadir Şah'ın ölmesinden sonra İran'da siyasî olaylar başlamıştır.  Bunları bastıran Ağa Muhammed han Kaçar Hanlığını kurmuştur ve İran'ı 1925 yılına kadar bu hanedan ailesi yönetmiştir.
  1925 yılında ingiliz ve Rus istihbaratı kaçar hanedanını yıkarak Şah dönemini başlatmışlardır. 
Sonuç itibari ile İran'ı  çok uzun yıllar biz yönetmişirz.
  İran ile Osmanlı savaşları bir anlamda iki Türkmen Hanedan savaşıdır.
     Gelelim günümüze
1979 İran İslam Devleti Humeyni Tarafından kurulmuştur. 
   Bu devlet yapısı % 40 iran kökenli insanlardan % 60 diğer unsurlardan oluşmaktadır.  Yaklaşık 40 milyon Türkmen vardır.  Bunlara İran Türkleri adı verilmektedir. 
    Soru şudur ? Sunniler ne kadar İslamı biliyor
Ve ya Şii'ler ne kadar İslamı biliyor.  
    Net olarak söylemeliyizki her iki halkta bilmiyorlar.  O halde neden Sünni ve Şii savaşı ?
Bu savaş İsrail Devletin'in güvenliği için arzu edilen bir savaştır. İşin ilginç tarafı savaş çığırtkanlığı yapan Sünni ulema dediğimiz bir yapı. 
   Bu nasıl mümkün olabilir ki.
Sunni ulemanin pek çoğu kahrolsun İsrail diyeceğine kahrolsun İran diyorlar.
 Oysa 40 sene öncesinden her söylediği çıkan Muhterem Erbakan Hocamız ölmeden kısa bir süre önce 10 gün İranda kalarak bu devlete ne kadar önem verdiğini bizlere göstermiştir.
    Bu gün Halep'te katliam yapan sapıklardan dolayı nasıl bütün İran devletini sorumlu tutabiliriz?
  O zaman 15 temmuzda kendi halkını katleden bu sapık askerleri nasıl niteleyeceğiz?
  Oyun oynamıyoruz. Ulema medreseye gitsin ders okutsun.
Nasılsa Asker kışlada otursun istiyorsak Ulemada Medresede işini yapmalı.
Cennet Mekan Abdülhamid Ulemanın fetvası ile Hal edilmiş. Ardından Ümmet tarihin en felaket günlerini yaşamıştır. 
  Siyaseti bıraksınlar ehil olanlar yapsın. 
Burası şov yapılacak bir alan degildir.

Daha bundan 15 sene önce Siyaset Şeytan işi diyen herkes bir anda aynı rüyayı görerek siyasetin göbeğinde yerlerine aldılar. 

Ortak özellikleri İran yanlısı olan bu gurubun 15 senede geldiği nokta İran düşmanı bir gurup oldular. 

Çünkü rüyanın kaynağı onlara bu sefer İran'a düşman olmalarını öğütlemişti.

Şimdi sorulması gereken soru şudur. 1639 dan bu yana İran'la Kasr-ı Şirin antlaşması ile çizilen hududumuz geçerliliğini hala devam ettirmektedir. Bizi 22 milyon m2 den 780 bin m2 ye gerileten Haçlı Avrupa'ya kin ve nefret duymayan ulema neden özellikle son yıllarda İran'a sataşmamızı istemektedir. Haçlı Avrupa'ya İsrail'e ve ABD ye söz dahi edemeyen ulema takımı yaklaşık 400 senedir tek bir Savaşımız olmayan İran'a neden her fırsatta kin ve öfke kusmaktadır.

Biz ne İran sevdalısıyız ne Avrupa ne İsrail ne de Amerika biz Ümmet sevdalısıyız. Biz feraset ve şuur sahibi Müslümanlarız. Biz yalnızca İslam Birliğinden yanayız. 

Ümmetin, fitneye gelmeyip, birlik olup dünyaya hak ve adalet getirmesini istemekteyiz. 

Unutmayın Haçlı Avrupa'nın hedefi ve arzusu son kale Türkiye'dir. Bu kale kapısının savunması Balkanlar, ciğeri Kudüs, kalbi Mekke, kapısı da İran'dır. Bu sebeple bu hatlar bizim vazgeçilmezimizdir.
 
Yorum Ekle