Köşe Yazıları
Emir KÖSE

Emir KÖSE

TÜRKİYE’DE BAŞKANLIK SİSTEMİ OLMALI MI ?

16 Haziran 2016 Perşembe 00:01
      Giriş
      Türkiye tarihi boyunca, sistem konusunda belli tartırşmalar yaşanmış ve bu konu ile ilgili ortaya birçok fikir atılmıştır. Günümüze kadar olan süreçte, sistem değişikliği ile ilgili belli adımlar atılmıştır. “Türkiye’de değişim ise önceleri Menderes, sonraları Özal ile devam etmiştir. 2000’li yıllardan sonra ABD’de Obama, Rusya’da Putin tarafından estirilen deği- şim rüzgârlarının Türkiye’deki ismi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmuş, Cumhurbaşkanlığına Abdullah Gül’ün gelmesiyle de değişim ivme kazanmış, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum ile de Türkiye’de değişim süreci perçinlenmiştir.” (Fendoğlu, 2010 )
      Parlementer Sistemin Problemleri
      Günümüze baktığımızda ise, sistem değişikliği tartışmaları her geçen gün daha şiddetli ve ciddi bir hal almaktadır.Yaşanan bu tartışmaların başlıca sebebi ise, halihazırda kullanılan parlementer sistemin, tıkanmalaraya yol açması ve artık kullanılabilir bir durumda olmamasıdır. Devamlı olarak meydana gelen krizler, yasama ve yürütmenin içiçe olması, ülkemizin yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan tartışmalar, hatta zaman zaman yaşanan fiziksel müdahaleler sistemin tıkandığının ve bir değişime ihtiyaç duyulduğunun başlıca göstergeleridir. Parlementer sisteme alternatif olarak üretilen ve üzerinde çalışılan sistem ise başkanlık sistemidir. “Eğer yolumuza parlementer sistem ile devam edersek sorunlarımız büyüyecek, iyice içinden çıkılamaz bir hal alacaktır. O halde yapılması gereken hükümet sistemimizin değiştirilmesidir. Yeni hükümet sistemi olarak da başkanlık sistemi önerilmektedir.”(Powell, 1980)
     
 
      Başkanlık Sistemi
      Önceki bölümde de belirtildiği gibi, parlementer sisteme alternatif olarak başkanlık sistemi gösterilmektedir. Son dönemde üzerinde sıkça konuşulsa da halkın büyük çoğunluğu başkanlık sistemine dair net bir bilgiye sahip değildir. Bu durumun başlıca sebebi ise sistem konusunda farklı ağızlardan farklı iddialar ortaya atılmasıdır. Sistemin ana özellikleri olarak halk tarafından seçilen bir başkan ve güçler ayrılığına dayalı bir yönetim gösterilmektedir. “Başkanlık sistemi, başkan olarak adlandırılan yürütmenin başının doğrudan doğruya veya doğrudan benzeri bir yöntemle halk tarafından seçildiği, görevini devam ettirebilmek için yasamanın güvenine ihtiyaç duymadığı ve kuvvetler ayrılığına dayalı bir hükümet sistemidir. (Sartori, 1997:83).” Başkanlık sisteminin en büyük özelliklerinden biri, yüksek seviyede demokratik bir sistem olmasıdır. Başkanın, aracı olmaksızın doğrudan halk tarafından seçilmesi demokrasiyi en üst noktaya taşımaktadır. Başkanlık sistemindeki bir diğer pozitif özellik ise sistemin kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanıyor olmasıdır. Kuvvetler ayrılığı yasama ve yürütmenin ayrıldığı bir sistemdir. “Kuvvetler ayrılığı, devlet iktidarının hukuki anlamdaki işlevlerinin aralarında işbirliği olan farklı organlar tarafından yerine getirilmesidir (Özbudun, 2008:183).” Kuvvetler ayrılığı sistemi sayesinde yasama ve yürütmede görev alanlar kendi alanlarına daha rahat bir şekilde yönelecek, farklı alandaki işlere müdahale etmeleri engellenmiş olacaktır.“Başkanlık sisteminde parlamento gerçek manada yasa yapmakla uğraşan ve bu işe başkanı karıştırmayan bir konumdadır. Başkan ise sadece yasalar çerçevesinde hükümet etme ve kamu işlerini yerine getirmekle görevlidir. (Erdoğan, 2013:200).” Parlementer sistemde aynı kişi hem yasamada hem yürütmede görev alabilmekteyken başkanlık sistemi ile bunun önüne geçilebilmektedir. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin sonucu olarak meydana gelen bu görev dağılımı, her alanda daha rahat çalışma olanağı sağladığından, daha güzel ve başarılı çalışmalar ortaya çıkmasında ön ayak olacaktır. Kuvvetler ayrılığının sağlayacağı bir diğer fayda ise yürütmenin yasamanın güvenoyuna ihtiyacı olmamasıdır. Bunun yanında yürütme de yasamayı feshedememektedir. Parlementer sistemde yürütme gücü, cumhurbaşkanı ve başbakan arasında bölünür. Başkanlık sisteminde ise, yürütme gücü sadece Başkan’a ait olmaktadır. Parlementer sistemin yol açabileceği koalisyon sistemi, başkanlık sisteminde yer almamaktadır. Koalisyon, kısaca birden fazla partinin işbirliğiyle kurulan hükümet sistemi şeklinde açıklanabilir. Günümüze kadar kurulmuş olan koalisyonlar olumlu bir şekilde sonuçlanmamış hatta tam aksine ülkemize birçok zarar vermiştir. Özellikle ekonomik krizlere sebep olan bu koalisyon ihtimali de başkanlık sistemi ile ortadan kalkmaktadır. Başkanlık sisteminin bir diğer artısı ise şeffaflığı ve denetlenebilirliği arttırmasıdır. Normal şartlarda parlementer sistemde denge ve eşitlik ilkesi vardır. Günümüzde ise bu denge bozulmuştur ve bunun sonucunda denetlenebilme ihtimali zorlaşmıştır. Bunun yanında başkan doğrudan halk tarafından seçildiğinden dolayı muhattabı direk olarak halktır ve halka hesap vermek zorundadır buna karşın parlementer sistemde ise yürütme direkt halka karşı sorumlu olarak görülmemektedir. Bunun sebebi ise bakanların başbakan tarafından seçiliyor olmasından kaynaklanmaktadır. Başkanlık sistemi ile bu düzen ortadan kalkacak ve doğrudan halka hesap verilecektir.                                                  
Türkiye’de Başkanlık Sistemi Olması gerektiğini Savunan Düşünce
      a. Güçlü Bir Yönetim
      Başkanlık sistemiyle birlikte, yürütme gücünün sadece başkanda toplanacak olması daha güçlü bir yönetim sağlayacaktır. Parlementer sistemde ise, bu güç başbakan ve cumhurbaşkanı arasında bölündüğünden dolayı güçlü bir yönetim tam olarak sağlanamamaktadır. “Yürütme gücü bir tek kişinin ( başkanın ) elinde toplandığı için devlet daha iyi yönetilir. Böylece oluşacak güçlü icra ise, güçlü devleti doğuracaktır. Oysa, parlamenter sistemlerde yürütme gücü cumhurbaşkanı ile başbakan arasında paylaştırıldığından (gücün bu kurumlara dağılımı ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilir), icranın gücü azalmaktadır. Gücün bu şekilde bölünmesi ise zaaf yaratabilir.” (Eren, 2002:138). Dolayısıyla parlementer sistemin sebep olduğu bu güç bölünmesi sorunsalı, başkanlık sistemiyle çözülebilir ve bu sayede güçlü bir yönetim sağlanabilir. Bunların yanında başkanın doğrudan halk tarafından seçilmesi, onun meşruiyetini arttırarak gücüne güç katmaktadır. “Demokrasilerde tüm kamu görevlilerinin halk tarafında seçilmeleri gerekli olmamakla birlikte, siyasal güç ve yetkiye sahip yürütmenin başının halk tarafından doğrudan seçilmesi, ona büyük bir güven, saygınlık hatta meşruluk sağlar.” (Lijphart, 1995:13).
      b. Artan Demokrasi
      Başkanlık sisteminde başkan aracı konulmadan, doğrudan halk tarafından seçilmektedir. “Başkanın doğrudan veya doğrudan benzeri bir biçimde halk tarafından seçilmesi başkanlık sistemini parlementer sistemden ayıran en önemli noktalardan biridir.(Uluşahin 1999:31) Bu sistemde sadece başkan değil yürütme de doğrudan halk tarafından seçilmektedir. Bu sebeple, başkanlık sistemi ülkedeki demokrasiyi üst seviyelere çıkarmaktadır. Bunun yanında, seçmenlerin iki kez oy kullanacak olması da onların seçeneklerini ve ülkedeki demokrasiyi arttırır. “Seçmenler yasama organı seçimlerinde bir partinin adayını desteklerken yürütme organının seçiminde başka bir partinin adayını destekleyerek daha geniş bir tercih alanından faydalanmış olmaktadırlar.(Mainwaring, 1990:33;Mainwarig and Shugart, 1997:460). Yapılan alıntıda da belirtildiği üzere sistemin içerdiği iki seçim ve halka tanıdığı fazla seçenek başkanlık sisteminin halk tarafından istenmesinin bir diğer sebebi haline gelmiştir.
      c. İstikrar ve Önünü Görebilme
      Parlementer sistemde, görev süresinin net bir şekilde belli olmaması ve bazı durumlarda hükümetin yıkılmasına yol açabilecek olması, ülkedeki istikrarı ve halkın önünü görebilmesini engellemektedir. Bunun yanına koalisyon ihtimali eklendiğinde ise, durum tam anlamıyla bir kaos haline gelmektedir. Türkiye’de 1991 ve 2002 yılları arasında kurulan koalisyon hükümetleri bu durumu açık bir şeilde göstermektedir. Bu yıllar arasında ülkede tam manasıyla bir kaos yaşanmış, ekonomi çökme noktasına gelmiş ve halk bu durumdan büyük zarar görmüştür. Ülkede ve yönetimde istikrarın sağlanmasında başkanlık sistemi büyük rol oynamaktadır. “Başkanlık sistemi taraftarları, bu sistemin özellikle derin siyasal husumetlere çok sayıda siyasal partiye sahip uluslar ve seçilen uzlaşma mekanizmalarına gerek duyan toplumlara yah ep, ya hiç türünden bir siyaset yapma imkanı tanıdığı ve yürütmeyi daha istikrarlı hale getirdiği için uygun olduğu iddiasındadırlar.”(Horawitz, 1991:46). Tüm bunlar toparlandığında ülkedeki istikrar ve önünü görebilme açısından başkanlık sisteminin ideal bir sistem olduğu düşüncesi öne sürülmektedir.
Türkiye’de Başkanlık Sistemi Olmaması Gerektiğini Savunan Düşünce                                                                      
      a. Diktatörlük
      Başkanlık sistemine karşı koyanların düşüncelerinden en yaygın olanı, sistemin demokrasiyi baltalayacağı ve bir diktatörlük haline geleceğidir. Türkiye’nin böyle bir sisteme hazır olmadığını ve sistemin demokrasiyle uzaktan yakından alakası olmayacağı düşüncesi de sistemi desteklemeyenlerin öne sürdüğü iddialardandır.“AKP Milletvekillerinden Ersönmez Yarbay; Türkiye’de başkanlık sisteminin ya padişahlık ya da diktatörler sistemine dönüşeceğini ifade etmekte ve O’na göre; demkorasiyi yeterince özümseyememiş güçlü sivil toplum kuruluşlarının olmayışı, siyasi bölünmüşlükler ve zayıf yargı yapısı ile Türkiye bu sistemi taşıyamayacaktır.”( Beceren ve Kalağan, 2007). Şartlar oluştuğunda başkanlık sistemine geçilebileceği, fakat şu durumda sistemin ülke için uygun olmadığı düşüncesinin yanı sıra ülkenin asla başkanlık sistemine geçmemesi gerektiğini savunanlar da vardır.
      b. Parlementer Sistemin Ülkemizde Uzun Yıllar Boyunca Kullanılması ve Birçok Ülkede Kullanılmaya Devam Etmesi
      Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren ülkemizde parlamenter sistem kullanılmıştır ve günümüzde de kullanılmaya devam etmektedir. Başkanlık sistemine karşı çıkan ve parlamenter sistemin devam etmesini isteyenler buna bir kanıt olarak, sistemin ülkemizde yıllar boyunca kullanılmakta olduğunu, bazı tıkanıklıklar yaşansa dahi bu problemlerin bir şekilde çözüme kavuşturulduğunu iddia etmektedir. Bunun yanısıra sistemin halihazırda birçok Avrupa ve diğer Dünya Devletleri tarafından kullanıldığı da sisteme karşı çıkanların tezlerini kanıtlamak için öne sürdüğü düşüncelerdendir.
      c. Ülkenin Bölüneceği Düşüncesi
      Başkanlık sistemine karşı çıkanların bir diğer düşüncesi ise, sistemin ülkeyi bölünmeye sürükleyeceği ve özellikle doğu bölgesinde özerk bir devlet kurulmasına yok açacığıdır. “Bölünme iddiaları ise ulusalcı-milliyetçi iştiyaklarla yeni anayasa yapım sürecinde, bu sürece destek veren AK Parti iktidarı ile milliyetçi Kürt siyasi hareketi arasında “gizli” bir anlaşmanın olduğu varsayımına dayanmaktadır. AK Parti’nin başkanlık sistemi önerisine destek vermesi karşılığında, Kürt siyasi hareketine özerklik sözü verildiği iddia edilmektedir. (Aslan, 2015:39).
      Sonuç
      Ülkemizde yıllardan beri yaşanan sıkıntılar ve tıkanmalar sonucunda, sistem değişimi gerekliliği öne sürülmüş ve şu an devam etmekte olan parlamentar sisteme alternatif olarak başkanlık sistemi gösterilmiştir. Başkanlık sistemine destek veren bir kesim olsa da buna karşı çıkan bir kesim de vardır. Karşı çıkan bu kesimin başlıca iddiası sistemin diktatörlüğü beraberinde getireceği ve ülkenin demokrasisine engel olacağıdır. Bu iddianın sebebi olaraksa yürütme gücünün tek bir kişinin elinde toplanacak olmasıdır. Yasamanın seçilen başkan tarafından ekarte edileceği düşünülmektedir. Fakat bunun tam aksine başkanlık sisteminde yürütmenin yanında yasama da doğrudan halk tarafından belirlenmektedir. Bu sebeple başkanın yasamayı ekarte edebileceği ve sistemin diktatörlük sistemine dönüşeceği düşüncelerinin yersiz olduğu açıkça görülmektedir. “Unutmamak gerekir ki bu sistemde yasama da halk tarafından seçilmektedir.Bu bakımdan, yürütme organının kullanmış olduğu taktiği yasama organı da kullanıp, başkanın sahip olabileceği potansiyel gücü dengelemiş olabilir.”(Eren, 2002). Sistemin uzun yıllardır kullanıldığı ve problemlere yol açsa da bu problemlerin bir şekilde çözüldüğü ise başkanlık sistemine karşı çıkanların ortaya attığı bir başka düşüncedir. Fakat günümüzde de açık bir şekilde görüldüğü üzere parlamenter sistemde, meclis tam olarak işlev gösterememekte ve meclis çatısı altında birçok kavga yaşanmaktaır. Bunun en büyük örneği ise güncel olarak tartışılan dokunulmazlıkların kaldırılması çalışmalarında komisyonda yaşanan ve sonu bazı milletvekilleri için hastanede biten kavgalardır. Parlementer sistemin devam etmesi için birçok ülkede kullanıldığı ve bizim de kullanmamız gerektiğini savunan düşünce ise Amerika örneği ile çürütülmüştür. Şu an dünyada büyük güç olan Amerika da başkanlık sistemini kullanmaktadır. Bunun yanı sıra başkanlık sistemine karşı çıkanların birçoğunda sistemin ülkeyi böleceği ve doğuda özerk bir devlet kurulacağından dolayı yaşanan bir korku mevcttur. Amerika’daki eyalet sistemi ise buna örnek olarak gösterilmektedir. Fakat Türkiye’de uygulanması planlanan Türk Usülü Başkanlık Sistemi böyle bir özellik içermemektedir. “Bu teze temel teşkil eden gerekçe ise başkanlık sisteminin ideal örneği olan ABD’nin federalist, yani eyaletlere bölünmüş bir devlet yapısına sahip olmasıdır. Ancak ABD’de yürürlükte olan federalist yapının hangi özelliğinin başkanlık sisteminin bir sonucu olduğuna dair retoriğin ötesine geçen bir tartışmaya rastlamamaktayız. Böyle bir tartışmatyı olanaksız kılan, hiç şüphesiz, başkanlık sistemi ile federalism arasında organic ve zorunlu bir bağın olmamasıdır.”(Aslan, 2015:39). Ali Aslan’ın da açıkça ifade ettiği gibi, başkanlık sistemi ve federal yapının bir bağlantısı bulunmamaktadır. Tüm düşünceler bir araya getirildiğinde, başkanlık sistemine karşı çıkanların ortaya attığı diktatörlük, ülkenin bölünmesi, sistemin uzun yıllardır devam ettiği  ve devam etmesi gerektiği iddialarının yersiz olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Güçlü bir yönetimin olduğu, daha demokratik, istikrarlı ve önünü görebilme konusunda sıkıntı yaşamayan bir ülke haline gelinebilmesi için başkanlık sistemine gerek duyulmaktadır.
      Kaynakça
  • Aslan, A. (2015) Türkiye İçin Başkanlık Sistemi Demokratikleşme, İstikrar, Kurumsallaşma. İstanbul: Turkuvaz Yayıncılık.
  •  Beceren, E. ve Kalağan. (2007, Bahar). “Başkanlık ve Yarı-Başkanlık Sistemi; Türkiye’de Uygulanabilirliği Tartışmaları.” İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 11, 163-181
  • Erdoğan, M. (2013). Anayasal Demokrasi. Ankara: Siyasal Yayınları
  • Eren, E. (2002). “Başkanlık Sisteminin Türk Parti Sistemi Açısından Türkiye’de Uygulanabilirliği” Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F Dergisi, 3, 135-162.
  • Fendoğlu, H. (2010) Başkanlık Sistemi Tartışmaları. Ankara: Başak Yayınları
  • G.Bingham Powell, JR. (1980) “Çağdaş Demokrasiler: Katılma, İstikrar ve Şiddet” (Çev. Mehmet Turhan), Türk Demokrasi Vakfı ve Siyasal İlimler Derneği Ortak Yayını, 86-87; alıntılayan Uluşahin N.
  • Horawitz, A. (1991, Nisan) “Demokratik Sistemleri Karşılaştırmak.” Bülten, TDV. Yayınları; alıntılayan Beceren, E. ve Kalağan G.
  • MAINWARING, Scott and SHUGART, Matthew, (1997) “Introduction”, Presidentalism and Democracy in Latin America, ed. by. Scott MAINWARNING and Matthwe Soberg SHUGART. Cambridge: Cambridge University Press; alıntılayan Eren, E.
  • Sartori, G. (1997) “Comperative Constitutional Engineering: An Inquiry into Structures, Incentives and Outcomes.” New York: New York University Press, 2ND ed.; alıntılayan Eren, E.
  • Uluşahin, N. (1999) Anayasal Bir Tercih Olarak Başkanlık Sistemi. Ankara: Yetkin Yayınları,
 
 
 
Yorum Ekle